23 Kasım 2007 Cuma

Kemoterapi Nedir

Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara “antikanser” ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin amaçları farklılaşabilir.
Kanseri tedavi etmek. Kanser hücrelerine ait izler tümüyle ortadan kalktığında kanser tedavi edilmiş sayılır.

Kanseri kontrol etmek. Genel olarak kanserin yayılımını önlemek ve büyümesini yavaşlatmak, kanserin kontrol altında tutulması olarak kabul edilir.
Kanserin yol açtığı belirtileri gidermek. Bazı kemoterapi uygulamalarının temel amacı hastanın yaşam niteliğini yükseltebilmek için ağrı ve benzeri belirtileri ortadan kaldırmak ya da hafifletmektir.


Daha Fazlası İçin >>>

Kanser Tedavisinde Kemoterapi

Vücutta istenmeyen hücrelerin yok edilmesi veya kontrol altına alınması amaçı ile kullanılan ve kelime anlamı ‘ilaçla’ tedavi olan kemoterapiyi, görülme sıklığı giderek artan kanser nedeni ile sık sık duyar olduk.

- Peki kemoterapi, uygulama yöntemleri, yan etkileri ve yan etkilerine karşı alınabilecek önlemler konusunda ne kadar bilgi sahibisiniz?

Daha önceden kemoterapi almış kişilerden veya yakınlarından dinleyeceğiniz olaylar sizi olumsuz yönde etkileyebilir ve bilinmeyenler sizi korkutabilir. Ancak her insanın kendine özgü, farklı yapısı olduğunu ve kemoterapi sırasında görülebilecek yan etkilerin herkeste aynı şekilde olmayabileceğini veya hiç görülmeyebileceğini unutmayın.


Daha Fazlası İçin >>>

Kanser Hakkında Genel Bilgi

Modern tıbbın önlemekte çaresiz kaldığı, hatta, bazan neden olduğu hastalıklar (söylemesi üzücü de olsa bir gerçektir) her geçen gün artan sayıda insanı kurbanları arasına alıyor. Medeniyet Hastalığı da denilen bu rahatsızlıklarla başa çıkmak için insanlar artık 'doğal' şifalar aramaya başlamıştır. Batı dünyasında kalple ilgili rahatsızlıklardan ölenlerin sayısı hemen hemen iki katı olmasına rağmen en çok korkulan hastalıkların başında herhalde kanser gelmektedir. Bunun bir nedeni de birçok kanser türünün hala esrarını koruyor olması ve sebebinin blilinmemesiyle birlikte, modern tıbbın en ciddi ve yaygın görülen kanserlerin tedavisinde bile henüz yetersiz kalmasıdır.
Aslında erken teşhis konduğu zaman bazı kanser türlerinin tedavisi artık münkündür. Öte yandan, en yaygın görülen kanserlerin tedavisindeki başarısızlığın yarattığı hayal kırıklığı, çok çeşitli alternatif tedavi yöntemlerinin geliştirilip denenmesine yol açmıştır.
Bu yöntemlerin bir bölümünün yararsızlığı ortaya çıkmasına karşın, bazıları, özellikle beslenme ve yaşam biçimi üzerinde yoğunlaşanlar, öyle büyük bir başarı kazanmıştır ki, hemen hemen Batılı Ülkelerin önde gelen kanser uzmanları, hastalarının klasik tedavisine bunların ne kadar ve ne boyutta eklenmesi gereğini ciddi olarak araştırmaya başladılar.
Klasik tıp ile ''doğal tedavi'' veya ''alternatif tedavi'' adı verilen yöntemlerin gelecekte daha da iç içe olacağı ve birlikte kullanılacağı, bununda en çok kanserden korunma ve hastalığın tedavisi alanında devreye gireceği görülmektedir.

Kanser Nedir?
Kanser, vücuttaki hücrelerin denetimden çıkıp vücudun diğer bölümlerinden bağımsız ve kontrolsüz bir biçimde büyümeye başlamadığı bir hastalıktır. Bu hücreler saldırıya geçen vahşiler gibi vücudun normal normal kurallarına isyan başlatır ve kendilerine ait ayrı bir düzen oluştururlar.
Bu isyancı örgütler, ya da ''hastalıklı oluşumlar'' daha sonra vücudun işleyişine müdahale etmeye başlar. Engellenmeleri için girişimde bulunulmazsa, en önemli organları işgal edip iflasına yol açarak ölüme neden olurlar.

Kanser nasıl gelişir?
Kanser şu üç aşamada gelişir:
Önce hastalıklı hücreler büyümeye başlar, çevrelerindeki dokulara nüfuz ederek vücudun belli bir bölgesine yerleşir. Kanserin ilk başladığı bölgedeki bu evresine 'primer kanser' adı verilir.
Daha sonra, vücudun bağışıklık, ya da, savunma sisteminin bir parçası olan en yakın lenf bezlerinden birine atlar ve oradan vücudun diğer bölgelerine doğru yola çıkar.Hastalıklı hücreler daha sonra yerleştikleri bu ikinci bölgede tekrar büyümeye başlar ve çoğu kez çevrelerini büyük bir hızla istila ederler. Buna kanserin ikinci evresi denir (Kanser deyimi; kanserli hücrelerin yanlara doğru yengeç gibi ilerlemesinden gelir. Latince de ''cancer'' yengeç demektir.)

Kanserin ilk işaretleri
Erken tanı, bütün kanser türleri için hayati önem taşır. İnsanlar vücutlarında kanser başlangıcı anlamına gelebilecek olağandışı değişikliklere karşı her an uyanık olmalıdırlar. Kanserin en yaygın görülen ilk uyarı işaretlerini şöyle sıralanabilir:

Memede, testislerde veya vücudun herhangibir yerinde şişlik veya doku sertleşmesi
İyileşmeyen bir yara veya lezyon
Geçmeyen ses kısıklığı veya, öksürükle birlikte kan gelmesi
Sürekli karın ağrısı, karın bölgesinde büyük yumrular veya, yutkunma zorluğu
Bağırsak haraketleri veya, idrara çıkma alışkanlıklarında değişiklikler
Ben veya siğillerde belirgin bir değişiklik
Olağandışı kanama veya akıntı
Beklenmedik kilo kaybı veya iştahsızlık
Aşırı yorgunluk, bitkinlik veya keyifsizlik
Sürekli ağrı (her zaman ağrı yapmayabilir)
Ağrı yapmayan ancak şişen ve küçülmeyen salgı bezleri

Yukarıdaki belirtilerden hiçbiri kesin kanser tanısı anlamına gelmez. Bunlar kısa sürede, uygun tedaviyle iyileşebilecek 'iyi huylu' bir oluşumun belirtileri de olabilirler. Ama ne olursa olsun, derhal bir doktora gidip durumu bildirmek durumundayız. Sorummluluk sahibi hiçbir sağlık uzmanı sizi ciddiye almamamak, detaylı muayene etmemek, daha etraflı tetkik gerekiyorsa, sizi başka bir uzmana göndermemek gibi bir hatayı yapmaz.

Gerek kadınlarda gerekse erkeklerde en yaygın görülen kanserlerin, akciğer, sindirim sistemi ve idrar yollarında ortaya çıkması, ve giderek artması, günümüzdeki beslenme tarzı, çevresel kirlilik ve sigarayı, sorumlu etken olarak işaret etmektedir.
Onu mümkün olduğunca engellemeye ve uzak tutmaya çalışmak, bu başarılamadığı taktirde tedaviye erken başlamak, değişmeyen amacımız olmalıdır.


Daha Fazlası İçin >>>

19 Kasım 2007 Pazartesi

Cilt Kanserine Karşı Kahve

"Kahve, güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruyor. Kafein, DNA'ları UVB tarafından bozulan kanserli hücreleri ortadan kaldırıyor."

ABD'de yapılan bir araştırmada, egzersiz ve kahvenin, güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı. New Jersey'deki Rutgers Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşi ultraviyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.

Araştırmalarında özellikle güneş ışınlarına karşı hassas tüysüz fareleri inceleyen Rutgers Üniversitesi'nde bilim insanları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde, egzersizle birlikte alınan kafeinin, DNA'ları UVB tarafından bozulan kanserli hücreleri ortadan kaldırarak, UVB ışınlarının yıkıcı etkisini yok ettiğini belirlediler.


Daha Fazlası İçin >>>

15 Kasım 2007 Perşembe

Kanser Tedavisinde 'Uzay Neşteri'

Hacettepe Üniversitesi'nde uygulanmaya başlanacak 'Uzay Neşteri' adı verilen sistemle, kanserli doku, milimetrenin altında bir hassasiyetle ve en az zararla tedavi edilebilecek.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, kanser tedavisinde büyük kolaylık sağlayan ve zararı en aza indiren son teknoloji ürünü 'Uzay Neşteri' ünitesinin hizmete girmesi nedeniyle yarın Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi'nde bir tören düzenlenecek.

Açıklamada, ABD, Japonya ve Avrupa ülkelerinde yaklaşık 100 merkezde kullanılan 'Uzay Neşteri Tüm Vücut Robotik Radyocerrahi Sistemi' ile, tüm vücutta milimetrenin altında bir hassasiyetle her türlü kanser tedavisinin yapılabileceği belirtildi.

Görüntü kılavuzluğunda bilgisayar teknolojisini kullanan 'Uzay Neşteri' sistemi, beyin ve boyun tümörlerinin yanı sıra vücudun diğer kısımlarına yerleşen tümörlerin tedavisini sağlıyor.

'Uzay Neşteri', geleneksel tedavilerdeki hasta için zorlukları olan diğer sistemlerin gerekliliğini ortadan kaldırıyor.

Açıklamaya göre, sistem sayesinde çoklu ışık demetleri değişik konum ve açılardan uygulandığı için vücudun herhangi bir yerindeki tümör milimetrenin altında hassasiyetle tedavi edilirken, hasta, tedavi sırasında normal nefes alabildiği için solunumda yer değiştiren tümör dokusu izlenerek sadece istenen dokunun radyasyon alması sağlanıyor ve diğer dokuların zarar görmesi en aza indiriliyor.

Yarın uygulamanın başlaması nedeniyle düzenlenecek törenin ardından, konuyla ilgili yerli ve yabancı uzmanlar tarafından sistemle ilgili bilgilerin verileceği bir bilimsel toplantı da düzenlenecek.


Daha Fazlası İçin >>>